• дать объявление бесплатно
  • second hand
  • рынок Барабашово цены
  • офис земля
  • How to TV
  • İşletme – Ünite 13

    Ünite 13 – Üretim Sistemleri Ve Yönetimi

    Genel Sistem Kuramı

    Sistem: Yapı ve işleyişi önceden tanımlanmış bütün oluşumlar birer sistemdir.

    Genel Sistem Kuramı: Evreni tüm bilimlerin bulgularından yararlanarak bütünleşik bir yapı ve işleyiş olarak açıklamaya çalışır.

    Sistemlerin Bazı Belirgin Özellikleri

    Sistem kavramı, değişik kaynaklarda, değişik biçimlerde açıklanmaktadır. Bu açıklamalardaki ortak vurgulan, şu biçimde sıralamak olanaklıdır:

    • Sistem alt birimlerden (parçalardan) oluşur.
    • Sistem birimleri arasında tanımlı ilişkiler vardır.
    • Sistem belirli bir amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
    • Sistemin belirli bir sınırı (büyüklüğü) vardır.
    • Sistemin iç ve dış çevresi vardır.
    • Sistem iç ve dış çevresi ile etkileşim içindedir.
    • Sistemin girdileri, işleyişi, çıktıları, dengesi ve denetimi vardır.
    • Sistem anlamlı bir bütündür.

    Bu ortak noktalardan yararlanarak sistemi şu biçimde tanımlamak olanaklıdır: Sistem, belirli bir çevrede, belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik birimlerin ve bu birimler arası etkileşimlerin oluşturduğu yapay veya doğal yapı ve işleyişlerin butunudur.

    Sistemlerin Sınıflandırılması

    Sistemleri, değişik açılardan sınıflandırmak olanaklıdır. Yalınlık sağlamak için, buradan en temel birkaç sistem türünü, şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Doğal ve Yapay Sistemler
    • Açık ve Kapalı Sistemler
    • Üst ve Alt Sistemler
    • Mekanik sistemler: Uçak, otomobil, bilgisayar, saat vb….
    • Biyolojik sistemler: Bitkiler, virüsler, mikroplar, hayvanlar ve insanlar.
    • Sosyal sistemler: Aileler, dernekler, okullar, kurumlar, işletmeler, dernekler, sendikalar vb…

    Doğal Sistemler: Büyüklüğü, amacı, yapı ve işleyişi doğa tarafından tasarlanan sistemlere, doğal sistemler denir.

    Yapay Sistemler: Büyüklüğü, amacı, yapı ve işleyişi insanlar tarafından tasarlanan sistemlere, yapay sistemler denir.

    Açık Sistem: Çevrelerinden doğrudan doğruya olumlu ya da olumsuz olarak etkilenme özelliği taşıyan sistemlere, açık sistem denir.

    Açık sistemlerin başlıca özelliklerini şu şekilde sıralamak olanaklıdır:

    • Büyüme yeteneğine sahiptirler
    • Diğer sistemlerden girdi alır, ürüne dönüştürür, diğer sistemlere çıktı verirler
    • Kendilerini koruma eğilim ve yeteneğine sahiptirler
    • İç ve dış çevreleriyle etkileşim içindedirler
    • Bir başka sistemin alt veya üst sistemidirler

    Kapalı Sistem: Çevresiyle etkileşim içinde olmayan ya da girdi-çıktı alışverişi yapmayan sistemlere kapalı sistem denir.

    Ust ve Alt Sistemler: Herhangi bir sistem başka bir sistemin ya alt ya da üst sistemi durumundadır. Alt sistemlerin yapı ve işleyişi üst sistem tarafından düzenlenir.

    Sistem Öğelerinin Uyumlu İşleyiş Değeri (Sinerji)

    Sinerji, sisteme giren değerlerden daha fazla değer elde etmeyi simgeleyen bir kavramdır. Matematikte (2X2=4) doğru bir denklemdir. Oysa işletmecilikte, böyle bir denklem kurulamaz. Eğer sistemin alt sistemleri, işletmenin amaçları doğrultusunda uyumlu çalışırsa (2X2=5) olabileceği gibi 6,7,8… de olabilir.

    Sistemlerin Bozulması (Entropi)

    Sistemin bozulması eğilimine ya da yasasına, Entropi denir. Termodinamik bilim dalından alınan “entropi” terimi, sistemlerin bozulma eğilimini ifade etmek için kullanılır.

    Söz konusu bozulma (entropi) eğilimine karşı, “olumsuz entropi” uygulanmaya çalışılır. Başka bir deyişle, olumsuz entropi, Bozulan sistemin dengesini yeniden kurmak için önlemler alınmasıdır.

    Üretim Yönetiminde Genel Sistem Kuramından Yararlanma

    İşletme yönetimi, işletmenin iç çevresinde yer alan bütün alt sistemleri ya da öğeleri kontrol edebilir, bunların yapı ve işleyişini değiştirebilir. Bu nedenle, söz konusu iç öğelere, değiştirilebildiği için değişken adı verilir. Oysa, işletme yönetimi, işletmenin dış çevresinin yapı ve işleyişini değiştirme gücüne sahip değildir. İşletmeyi etkileyen bu dış çevre koşulları değiştirilemediği için, değişmez (parametre) olarak adlandırılır. Örneğin, işletme yönetimi, işletmeyi etkileyen enflasyonu, gelir dağılımını, yasaları, gelenekleri, tutumları değiştiremediği için, bunları değişmez kabul eder ve bu koşullara uyum göstermeye çalışır.

    Bilindiği gibi, kapalı sistemler için değişmezlik (parametre) söz konusu değildir. Nedeni, bu sistemler, dış çevreye karşı duyarsızdır. Kapalı sistemler açısından, yalnızca iç çevrelerini oluşturan değişkenler ve bunların etkileşimi vardır. Oysa açık sistemler, değişmezleri veri kabul ederek, değişkenlerini şu ya da bu şekilde dış koşullara uyarlayarak, yapılanmaya ve işlemeye çalışırlar.
    İşletme sistemlerinin değişen çevre koşullarına uyum gösterme yeteneğine, “dinamik denge” denir.

    Durumsal Üretim Yönetimi

    Bilindiği gibi, bilimde durma yoktur. Her an yeni bir yapı ve işleyiş tanımlanır. Aynı durum üretim yönetiminde de geçerlidir. Üretim yönetiminde sistem yaklaşımının uzantısına ya da geliştirilmişine durumsal üretim yönetimi denir. Bir başka ifadeyle, üretim yönetiminde sistem yaklaşımının uzantısı ve geliştirilmesidir. Üretim yönetiminde en iyi tarz, ilke kuram yoktur, “en iyi” içinde bulunulan duruma göre değişir.

    Üretim Sistemi Türleri

    Sıralanan bu üretim sistemlerinden herhangi birinin seçimi, herşeyden önce örgütsel sistemi ve donanım (equipment) yerleşimini etkiler. Başka bir deyişle, hangi üretim türüne göre üretim yapılacaksa, o üretim türüne uygun bir örgütleme ve yerleşim düzeni gerekir.

    1. Tek (Proje) Üretim Sistemi: Proje yerinde iş, yerinde üretim gibi adlar da verilen tek üretim sistemi, bir tek üretim birimini belirli bir yerde yapılmasıdır. Köprü yapma, fabrika kurma, baraj inşa etme, gemi imalatı ve benzerleri bu tür üretimin en yaygın örneklerdir. Bu üretim yönetiminde, üretilecek mamul hareket etmez. Bütün üretim girdileri, üretilecek birimin etrafında toplanır.

      • Yalın bir örgütlenmeye gidilir
      • Çok yönlü uzmanlığa sahip iş görenlerden yararlanılır
      • Basit araç- gereç ve donanımdan yararlanılır
      • Üretim kısa sürede gerçekleştirilir

      Fizibilite (yapılabilirlik): Karmaşık, büyük projelerin gerçekleştirilmesinden Önce, uzun ve kapsamlı araştırma ve planlama çalışmalarıdır. Proje planlamasında ve kontrolünde Gantt, CPM ve PERT gibi ileri programlama yönetimlerinden yararlanılır. Bu yöntemlerle, projenin hangi üretim faaliyetlerinden oluştuğu, faaliyetlerin ne kadar sürede tamamlanabileceği, hangi faaliyetlerin hangi faaliyetlerden önce veya sonra yapılması gerektiği, projenin en erken, normal veya en geç ne kadar sürede ve maliyetle tamamlanacağı, projedeki hangi üretim faaliyetlerinin kritik olduğu ve benzeri konular, karara bağlanır.

      2. Parti Üretim Sistemi: “Parti üretimi sistemi “terimi yerine bazen “seri üretim sistemi” ya da “dizi üretim sistemi” terimleri de kullanılır. Belirli bir mamul türünden bir parti veya bir seri üretim yapıldıktan sonra, üretim programının değiştirilerek, başka bir mamul,  türünden başka bir partinin üretimine geçildiği sistemdir. (mod kavramından yararlanılır)

      İşlevsel yerleşim düzeni planlanırken, başlıca Şu noktalara önem vermek gerekir;

      • İş akışını ve iş önceliklerini kısa bir zamanda değiştirebilecek bir esneklikte olmalıdır.
      • Araç, gereç ve donanımdan yararlanma düzeyini yükseltmelidir.
      • Çalışanların uzmanlıklarını, tek bir süreç üzerinde yoğunlaştırabilecek biçimde olmalıdır.
      • Aynı veya benzer işlevleri yapan tüm çalışanların gözetimini, etkili bir biçimde gerçekleştirecek yapıda olmalıdır.
      • Herhangi bir işlemin durması durumunda, üretimi aksatmayacak bir biçimde olmalıdır.

      Bütün bu açıklamalardan sonra, parti üretiminin başlıca özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür;

      • Çeşitli organizasyon güçlükleri yaratır
      • Aşırı uzmanlaşmış personeller gerektirir
      • Fabrika olanaklarından yararlanma olasılığı yüksektir
      • Birim zamanda üretim miktarı, diğer retim türlerine oranla biraz daha azdır

      3.  Akıcı Üretim Sistemi: Bütün üretim araç gereci makineler ve işgörenlerin bir üretim hattı etrafına ya da kayan şerit etrafına yerleştirildiği sistemdir, üretim hattının başında hammadde, sistemine girer. İlk işlem merkezine yeni hammadde gelmiş ve işlem görmeye başlamış olur. Böylece, üretim hattı veya belirli raylar üzerinde kayan şerit, belirli aralıklarla durup hareket ettikçe, mamul de oluşmaya başlar ve hattın sonunda örneğin, her 45 dakikada bir mamul sistemdin mamul deposuna yerleştirilmiş olur.

      Akıcı üretim sisteminin kendisinden beklenen yararları sağlayabilmesi için, aşağıda sıralanan koşulların gerçekleşmesi gerekir;

      • Büyük dalgalanmalar göstermeyen istikrarlı bir pazar talebi
      • Standart mamul
      • Gecikmesiz standart hammadde ve malzeme sağlama olanağı
      • Üretim aşamalarının bir üretim hattı etrafında optimal dengelenmesi
      • Üretim işlemlerinin iyi tanımlanmış olması
      • Çalışmaların kalite standartlarına uygun olarak yapılması
      • Sisteme uygun fabrika, makine, araç – gereç ve donanım sağlanması
      • Bakım – onarımın sistemi aksatmayacak biçimde planlanıp yapılması
      • Üretim aşamalarındaki gözetim, muayene ve kalite kontrollerinin gereği gibi yapılması

      4. Sipariş Üretim Sistemi: Siparişi verenin isteklerine göre özel olarak tasarlanan bir üretimdir.

      • Sürekli üretim sistemi: Üretimin, tam gün, vardiyalı ve devamlı olarak yapıldığı sistemdir. Bu üretimin, akıcı üretim sistemiyle yapılacağı açıktır. Petrol rafineleri, demir – çelik fabrikaları, kağıt fabrikaları, şişe ve cam fabrikaları ve benzerleri sürekli üretimin örnekleridir.

      5. Kitle Üretimi: Tek üretim, parti üretimi veya akıcı üretim türlerinden herhangi biriyle yapılan çok ölçekli üretimdir. Çok büyük hacimli kitle üretimi, genellikle dolaysız işçilik maliyetini azaltıcı bir rol oynar.

      6. Grup Teknolojisi: Üretimle ilgili benzerliklerin, belli bir kalite çemberinde biraraya getirilerek grup oluşturulması; böylece zaman, çaba ve malzeme tasarrufu sağlanmasıdır.

      • Takım veya üretim çemberleri: Grupta özel veya genel olarak çalışan belirli bir işgören takımını içerir.
      • Mamuller: Üretim çemberlerinde, belirli bir işgören grubu, belirli benzerlikler taşıyan mamul parçalarını üretir. Üretilen parcalar.bin montaj bölümünde biraraya getirilerek örneğin, bir makine atölyesindeki makinenin önemli bir parçasını oluşturacak duruma getirilirler. Değişik çemberlerden gelen parçaların montajı sonunda da amaçlanan esas mamul ortaya konmuş olur.
      • Üretim olanakları: Üretim çemberlerindeki işgören gruplarına, yalnızca kendilerinin kullanabileceği gerekli makine, araç, gereç ve donanımlar verilir.
      • Grup yerleşimi: Her türlü üretim olanakları, grup için ayrılan bir alanda, grubun hep birarada çalışabileceği bir düzene göre yerleştirilir.
      • Amaç: Gruptaki işgörenlerin tümü, aynı ortak mamul çıktısı amacını birlikte paylaşırlar. Sözkonusu çıktı hedefi veya sipariş listesi, gruba, her üretim döneminin başlangıcında, dönemin sonunda tamamlanacak biçimde verilir.
      • Bağımsızlık: Gruplar, mümkün olduğu ölçüde birbirinden bağımsız olmalıdır. Gruplar eğer isterlerse bir dönemdeki çalışma hızlarını değiştirebilme özgürlüğüne sahiptirler. Gruplar gerekli malzemeleri aldıktan sonra başarıları diğer üretim gruplarının hizmetlerine bağlı olmamalıdır.
      • Grup büyüklüğü: Gruplar, belirli bir iş gören sayısı ile sınırlıdır. Genelde grupların 6-15 işgörenden oluşması önerilir, ancak bazı durumlarda teknolojik nedenlerden dolayı 35 kişilik geniş gruplara da rastlandığı görülür.

      Felsefesine uygun olarak oluşturulup yöneltilmek koşuluyla grup teknolojisinin başlıca yararlarına şu şekilde sıralamak mümkündür;

      • Birim üretime hazırlık süresini kısaltır.
      • İş görenlerin işlerini öğrenmelerini hızlandırarak makine kullanım sürelerini azaltır
      • İş basitleştirme ve iş standartlaştırmadan kaynaklanan iş gücü etkinliğini artırır
      • Makinelerin etkili kullanımını sağlar
      • Taşıma mesafelerini kısaltarak zaman tasarrufu sağlar
      • Malzeme ve yarı mamul stoklama masraflarına ve stoklama alanı ihtiyacını azaltır
      • Üretim planlamasını kolaylaştırır
      • Tüm üretim sürecinde büyük zaman tasarrufları sağlar
      • Yönetimi kolaylaştırır
      • Sosyal ilişkileri kolaylaştırır ve geliştirir

      7.   Sıfır Stoklu Üretim (JIT) Sistemi: Sıfır stokla çalışma sistemi üç  temel ilkeye dayanır;

      • Tüm alanlarda ve oluşumlarda israfın minimizasyonu
      • Mevcut süreç ve sistemlerin devamlı olarak daha iyi ve ileriye götürmesi
      • Tüm çalışanların katılımını sağlayarak, karşılıklı saygı ve eşit davranışa dayalı bir oto kontrol sisteminin sürdürülmesi

      JIT: İngilizce’deki “just in time” sözcüklerinin baş harfleridir ve üretim için gereken malzemenin ihtiyaç duyulduğu anda temin edilmesini ifade eder. Sıfır stokla çalışma; stok birikimini önleyerek taşıma uzaklıklarını azaltarak, ıskartaları ve kusurlu üretimi en aza indirerek, fiziki kapasitenin maksimum kullanımını sağlayarak ve benzeri iyileştirmeleri yaparak, alımlardan üretime, üretimden dağıtıma ve tüketicilere kadar, tüm iş akışının kesintisiz, ard arda tam zamanında olmasını sağlama çabasıdır. Toyota, sıfır stokla çalışma politikasını uygulayarak, 15 günde üretebilecek bir arabayı, 1 günde üreterek, çok önemli bir zaman tasarrufu sağlaşabilmiştir.

      Maliyet tasarrufu: Sıfır stokla çalışma sistemi, birçok yönden maliyet tasarrufları sağlar. Stoksuz çalışma kusurlu üretimin azaltılması ve erken teşhisi daha az yer kullanımı, müşteri ve mühendislik isteklerine hızlı uyum, toplam işçilik saatlerindeki düşüş, daha az tekrarlı çalışma, daha düşük genel imalat giderleri ve diğer olumlu etkiler.(%20-25 maliyet tasarrufu)

      Gelir artışı: Gelir artışına yol açan birinci etken sistemin tüketicinin kalite ve hizmet beklentisine olağanüstü hızlı cevap vermesidir. Tüketici ihtiyaçlarına hızlı cevap verme, teslim gecikmelerini en aza indirme ve maliyet düşüklüğü nedeniyle az katkı payıyla fiyatlama satış düzeylerinin yükselmesine yol açmaktadır.

      Yatırım tasarrufları: Birincisi, aynı kapasitedeki diğer sistemle çalışan işletmelere göre, yaklaşık 1/3 oranında daha az fiziki alan gereklidir. İkincisi, stok yatırımını önemli ölçüde azaltmaktadır. Üçüncüsü, sıfır stokla çalışmayan işletmelerin aynı sürede gerçekleştirdikleri üretim miktarı, sıfır stokla çalışan aynı kapasitedeki işletmelerde 100 katına kadar çıkartabilmektedir.

      İş gücünü geliştirme: Tüm işgörenler takım çalışmasını tercih etmekte ve takım çalışması sonunda daha az problem ortaya çıkmaktadır. Ayrıca sıfır stokla çalışmanın bir gereği olarak, işgörenler, başta kalite kontrolü ve bakım-onarım olmak üzere her alanda uzmanlık ve esneklik eğitimine tabi tutulmaktadır.