• дать объявление бесплатно
  • second hand
  • рынок Барабашово цены
  • офис земля
  • How to TV
  • Finansal – Ünite 6

    Ünite 6 – Çalışma Sermayesi Yönetimi

    Çalışma Sermayesi Kavramı

    Çalışma Sermayesi (İşletme Sermayesi): Bir tesisin faaliyete başlayabilmesi ve işletme faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılan, kısa sürede paraya dönüşebilen varlıklar ve bu amaçla yapılan harcamalardır. Diğer bir ifade ile, üretime yalnızca bir defa katılıp üretim sırasında şekil değiştirerek mamul olan ve satılıp tekrar işletmeye para olarak dönen varlıklardır.

    Çalışma Sermayesi işletmenin aktifinde yer alan Dönen Varlıklardan oluşur.

    Çalışma Sermayesi Kalemleri:

    • Hazır değerler
    • Menkul kıymetler
    • Ticari ve diğer alacaklar
    • Stoklar
    • Gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları

    Yukarıda belirilen Dönen Varlıkların tamamına “Brüt Çalışma Sermayesi” denir

    Net Çalışma Sermayesi: Dönen varlıklardan kısa vadeli borçlar çıkarıldıktan sonra kalan tutardır.

    Net Çalışma Sermayesi

    =

    Dönen Varlıklar

    Kısa Vadeli Borçlar

    Eğer bu sonuç negatif çıkarsa buna “Net Çalışma Sermayesi Açığı” (Negatif Çalışma Sermayesi) denir.

    Likidite: Bir varlığın istenildiği zaman gerçek değerinden nakde dönüştürülme özelliğidir.

    Çalışma Sermayesinin Özellikleri

    • Çalışma sermayesi unsurları bölünebilir.
    • Çalışma sermayesi unsurları kısa vadeli ve likittir.
    • Çalışma sermayesi unsurları hareketliliği fazladır.
    • Unsurlar birbirleriyle ilişkilidir. (Nakit stoğa dönüşebilir.)
    • Çalışma sermayesi kararları kısa zamanda revize edilebilir.
    • Çalışma sermayesine yapılan yatırımlarının işletmenin risk derecesine etkisi sınırlıdır.

    Çalışma Sermayesi Çeşitleri

    Sürekli Çalışma Sermayesi: (Sabit çalışma sermayesi) İşletme faaliyet­lerinin en üst düzeyde bulunması halinde faaliyetlerin aksamadan yürütülmesine olanak sağlayan minimum dönen varlıklar toplamıdır.

    İşletmenin faaliyet hacmi genişledikçe sürekli çalışma sermayesi ihtiyacı artar.

    Değişken (Geçici) Çalışma Sermayesi: İşletmelerin mevsimlik ve devresel dalgalanmalar sonucu sürekli çalışma sermayesinden ayrı olarak ihtiyaç duydukları çalışma sermayesidir.

    Geçici bir özellik taşıdığı için kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmelidir.

    Olağanüstü Çalışma Sermayesi: İşletmelerin yangın, grev, savaşlar gibi olağanüstü durumlarda karşılaştıkları güçlükleri kısmen gidermek için bulundurduktan çalışma sermayesidir. Bu tür risklerin önlenmesi için karların fazla olduğu dönemlerde daha fazla yedek akçe ayrılır, karlar işletmede bırakılır.

    Çalışma Sermayesi Döngüsü

    Nakitlerin finansal kaynaklardan sağlanması ile başlayan ve nakitlerin ham­maddeye, mamule, satış yoluyla alacaklara ve alacakların tahsiliyle tekrar nakde dönüşmesi şeklinde devam eden süreçtir.

    Çalışma Sermayesi Yönetiminin Önemi

    Çalışma sermayesi işletmeler için birçok konuda önemlidir. Bunlar;

    • İşletmenin tam kapasiteyle çalışması (üretimin kesintisiz devam edebilmesini)
    • İş hacminin genişletilebilmesi
    • Yükümlülüklerinin karşılanamama riskinin azalması (borçların zamanında ödenmesini)
    • Kredi değerliliğinin artması
    • Olağanüstü durumların mali durumunu olumsuz etkilememesinin önlenmesi
    • Faaliyetlerin verimli şekilde yürütülmesini sağlaması

    Bunların dışında;

    • Çalışma sermayesi yönetimi finans yönetici­lerinin büyük zamanını alır.
    • Aktif toplamı içinde önemli yer tutar.
    • Satışlarla çalışma sermayesi arasında doğru yönlü ilişki vardır.
    • Özellikle küçük işletmeler açısından önemlidir. Çünkü kredi almakta zorlanan bu işletmeler çalışma sermayesinin düzeyini iyi ayarlayarak işletmenin risk seviyesini düşürmek isterler.

    Çalışma Sermayesi Yeterliliğinin Analizi

    Çalışma sermayesinin yeterliliğini analiz ederken çalışma sermayesi düzeyini etkileyen faktörleri belirlemeliyiz. Bunlar;

    • İşletmenin ve sektörün niteliği
    • İmalat süresi
    • Satılacak malların birim maliyeti, satış hacmi
    • Stok ve alacak devir hızı
    • Dönen varlıkların değerinde düşme olasılığı
    • Konjonktür
    • Satışların mevsimlik olup olmaması
    • Kullanılan teknoloji

    Çalışma Sermayesinin Yetersizliğinin Göstergeleri

    • Net işletme sermayesinin negatif olması
    • Borçların zamanında ödenememesi
    • Stokların talebi karşılayamaması
    • Müşteriye uygun vade tanınmaması
    • Gerekli girdilerin zamanında ve yeterlilikte sağlanamaması
    • Talep artışına karşılık iş hacminin genişletilememesi
    • Dış çevredeki gelişmelere uyum sağlanamaması

    Çalışma Sermayesinin Yetersizliğinin Nedenleri

    • Zarar edilmesi
    • Olağandışı olaylar nedeniyle harcamaların artması
    • Yanlış kar dağıtım politikaları
    • Maddi duran varlık alınması
    • Sermayenin azaltılması
    • Uzun vadeli borçların Ödenmesi
    • Menkul değerlerin değerlerinin düşmesi
    • Alacakların vadesinde tahsil edilememesi
    • Senet ve stokların düşük değerle satılması
    • Girdi fiyatlarının yükselmesi
    • İş hacminin genişlemesi

    Çalışma Sermayesi Yetersizliğini Gidermek İçin Alınacak Tedbirler

    • Uzun süreli kaynak sağlamak
    • Yeni krediler bulmak
    • Satış fiyatlarını yeniden uyarlamak
    • Alacak ve stok devir hızını artırmak
    • Üretim kapasitesini etkilemeyecek biçimde duran varlıkları azaltmak
    • Kısa vadeli borçları konsolide etmek (ertelenmesi)
    • Ödenmiş sermayeyi artırmak

    Çalışma Sermayesinin Gereğinden Fazla Olması

    Bu durum likiditeyi artırıp riski azaltır ancak karlılığı düşürür.

    Çalışma Sermayesinin Yeterli Olması

    Faaliyetlerin herhangi bir mali sıkıntıya düşmeden yürütülebiliyorsa bu çalışma sermayensin yeterli olduğunu gösterir.

    İşletmenin likiditesini artırıp, riskini düşürür ve kredi değerliliğini artırır. İşletmenin tam kapasite çalışmasını sağlar.

    Çalışma Sermayesine Yatırım Politikaları

    Çalışma sermayesinin düzeyini finans yöneticisinin risk alma tutumu belirler.

    1. İhtiyatlı çalışma sermayesi politikası: Dönen varlıklara daha fazla yatırım yapılarak likiditenin yüksek tutulup, risk düzeyinin düşürülerek varlıkların oluşturulmasıdır. Bu politikada nakit, alacak ve stoklar fazladır.
    2. Atılgan çalışma sermayesi politikası: Dönen varlıklara daha az yatırım yapılarak likiditenin düşük tutulması ve risk düzeyinin artırılarak varlıkların oluşturulmasıdır. Bu durumda işletme nakit ve stoklar için minimum güvenlik stoku bulundurur, sıkı kredi politikasına sahip olur. Bu politikada beklenen getiri de risk de yüksektir.
    3. Normal (orta) çalışma sermayesi politikası: İki aşırı poli­tikanın arasında yer alır.

    Çalışma Sermayesinin Finansmanı

    Finansmanın temel ilkesi dönen varlıkların kısa vadeli kaynaklarla, duran varlıkların ise uzun vadeli kaynak ve özkaynaklarla karşılanmasıdır. Aksi takdirde işletmenin riski artar.

    1. İhtiyatlı finanslama stratejisi: İşletmenin sahip olduğu tüm varlıklarının uzun vadeli kaynaklarla finanse edilmesidir. Bu stratejide amaç riski en düşük düzeyde tutmaktır. Ancak uzun süreli kaynakların maliyeti yüksek olduğu için karlılık da çok düşüktür.
    2. Atılgan (Atak) finanslama stratejisi: Duran varlıkların uzun vadeli kaynaklarla dönen varlıkların ise kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmesidir. Bu yaklaşımda risk oldukça fazladır. Ancak kısa vadeli kaynak maliyeti genelde düşük olacağından dolayı özkaynak verimliliği yüksektir. Ekonomide durgunluk varsa, işletmenin satışları düşüyorsa bu strateji işletmeyi mali açıdan zor durumda bırakır.
    3. Dengeli Finanslama Stratejisi: Duran varlıklarla çalışma sermayesinin süreklilik (sabitlik) gösteren kısmının uzun vadeli kaynaklarla, çalışma sermayesinin dalgalanma gösteren kısmının (değişken çalışma sermayesi) ise kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmesidir.

    Bu alternatifte ;

    • Likidite riski düşüktür (borçların ödenmeme riski)
    • Kaynak maliyeti yüksektir.
    • Karlılık düşüktür.

    Kısa Vadeli Borçların Üstünlükleri

    • Daha kolay ve daha hızlı şekilde sağlanır, prosedürü azdır.
    • Küçük işletmeler kolaylıkla temin edebilir.
    • Mevsimsel ya da konjonktürel hareketliliği fazla olan ekonomilerde daha avantajlıdır.
    • Kısa vadeli borçlanmanın maliyeti yani faiz oranları daha düşüktür.

      Kısa Vadeli Borçların Dezavantajları

      • Kısa vadeli borçlanmalarda risk çok yüksektir.
      • Değişken faizli olması, ekonomideki olumsuz durum işletmenin kısa vadeli borç faizlerini artırabilir.
      • Olumsuz ekonomik koşullarda temin edilmesinin zorlaşması
      • işletmenin kısa vadeli borç kullanımının işletmenin kredi değerliliğini azaltarak iflasa kadar sürükleyebilmesidir.
        <h1>Ünite 8 – Alacakların Yönetimi</h1>
        İşletmenin alacaklarını etkin bir şekilde yönetimi likidite ve karlılığı olumlu etkilemektedir.
        <h2>Alacakların Düzeyi Belirleyen Faktörler</h2>
        <h3>1.    Kredili Satışların Toplam Satışlara Oranı:</h3>
        İşletmenin ala­cak düzeyini belirlemede temel rol oynar fakat <strong>finans yöneticisinin kon­trolünde değildir</strong>. İşletmelerin bulundukları sektöre göre bu oran değişir. Örneğin, toptan eşya, otomotiv gibi dayanıklı tüketim mallarını üreten işletmelerde bu oran yüksek, gıda, giyim gibi daha hızlı tüketimi olan sektörlerde düşüktür.
        <h3>2.    Satışların Hacmi:</h3>
        Bu durum da <strong>finans yöneticisinin kontrolünde değildir</strong>. İşletmelerin satışları arttıkça alacakları da artar.<strong> </strong>
        <h3>3.    İşletmelerin Kredi ve Tahsilat Politikaları:</h3>
        İşletmelerde ala­cakların ya da alacaklara yapılacak yatırımların düzeyini belirleyen faktörlerden sadece kredi ve tahsilât politikaları <strong>finans yöneticisinin kontrolündedir</strong>.

        <strong>Bu üç temel faktörün dışında:</strong>

        <strong> </strong>
        <ul>
        <li>Ekonomide durgunluk yaşandığında, satışlar düşer ve işletmeler daha fazla kredili satış yaparlar, alacaklar artar.</li>
        <li>Sektörde yaşanan rekabet kredili satışları artırır.</li>
        <li>İşletmeler büyüdükçe finans olanakları artar ve daha fazla kredili satış yaparlar.</li>
        <li>Finans yöneticisinin temel amacı işletmenin piyasa değerini en yükseğe çıkart­maktır.</li>
        <li>Müşterileri kalitesine göre sınıflandırmak hissedarların kar maksimizasyonunu sağlayacak kararlarda önemli bir veridir.</li>
        <li>Yüksek kar marjıyla çalışan işletmel­er düşük kar marjı işletmelere göre daha liberal bir kredi politikası izleyebilirler.</li>
        </ul>
        <strong>
        </strong>
        <h2>Kredili Satış Politikası</h2>
        Finans yöneticisinin kontrolünde olan bu durum, alacak yönetiminin karlarda yaratacağı etkiyi maksimum yapmak ve kredi politikasını belirlerken, satışlardaki artışın, işletmenin karlılığına yapacağı katkı ile getireceği maliyetleri karşılaştırmalıdır.

        Kredili satış politikasında;
        <ul>
        <li>Önce genel politika oluşturulmalı</li>
        <li>Kredi satış yapılacak müşterilerde aranan özellikler belirlenmeli</li>
        <li>Kredili satışların vadesi, erken ödeme iskontoları tespit edilmelidir.</li>
        </ul>
        Kredili satış politikasını esnetmek ya da vadeyi uzatmak işletmenin satış hacmini artırır. Ancak alacakların toplam varlıklar içindeki payı yükseldikçe risk artar.
        <h3>Karar Değişkeni: Satış Koşulları</h3>
        Satış koşulları, erken ödeme iskontosunu, iskonto süresini ve toplam kredi süresini içerir,
        <table border=”0″ cellspacing=”0″ cellpadding=”0″>
        <tbody>
        <tr>
        <td width=”28″>
        <p align=”center”><span style=”text-decoration: underline;”>a</span></p>
        </td>
        <td rowspan=”2″ width=”47″>
        <p align=”center”>net c</p>
        </td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”28″>
        <p align=”center”>b</p>
        </td>
        </tr>
        </tbody></table>
        şeklinde ifade edilir.

        a     :    İskonto oranı

        b     :    Ödemenin kaç günde yapılması
        gerektiğini

        c     :    Alacağın tahsil edileceği süreyi gösterir.

        Örneğin, 2/ 10  net 30 ifadesi 30 gün vade tanınan bir alacak 10 gün içinde ödenirse % 2 iskonto uygulanacak demektir.

        Müşteri iskontodan faydalanmaz vadesinde borcunu öderse bunun müşteriye bir maliyeti olur bu da şu şekilde hesaplanır:
        <table border=”0″ cellspacing=”0″ cellpadding=”0″ width=”550″>
        <tbody>
        <tr>
        <td rowspan=”2″ width=”90″>
        <p align=”center”>İskontodan Vazgeçme Maliyeti</p></td>
        <td rowspan=”2″ width=”25″>
        <p align=”center”>=</p></td>
        <td colspan=”2″>
        <p align=”center”><span style=”text-decoration: underline;”>İskonto Oranı(a)</span></p>
        </td>
        <td rowspan=”2″ width=”19″>
        <p align=”center”>x</p>
        </td>
        <td colspan=”3″>
        <p align=”center”><span style=”text-decoration: underline;”>360</span></p>
        </td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”38″>
        <p align=”center”>1-</p></td>
        <td width=”116″>
        <p align=”center”>İskonto Oranı (a)</p></td>
        <td width=”105″>
        <p align=”center”>Kredi süresi (c)</p></td>
        <td width=”16″>
        <p align=”center”>-</p></td>
        <td width=”141″>
        <p align=”center”>Peşin iskonto süresi (b)</p></td>
        </tr>
        </tbody></table>
        yukarıda verilen örneği hesaplarsak;

        a     :    %2 (0,02)

        b     :    10 gün

        c     :    30 gün

        verileri yerlerine koyduğumuzda,
        <table width=”400″ cellpadding=”0″ cellspacing=”0″>
        <tr>
        <td rowspan=”2″ width=”83″><p align=”center”>İskontodan Vazgeçme Maliyeti</p></td>
        <td rowspan=”2″ width=”16″><p align=”center”>=</p></td>
        <td width=”60″><p align=”center”>0,02</p></td>
        <td rowspan=”2″ width=”16″><p align=”center”>x</p></td>
        <td width=”61″><p align=”center”>360</p></td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”60″><p align=”center”>1 – 0,02</p></td>
        <td width=”61″><p align=”center”>30 – 10</p></td>
        </tr>
        </table>
        olur ve sonuç ise 0,3673.. olur ve bu da yaklaşık olarak <strong>%36,73</strong>’tür. Müşteri eğer iskontodan yararlanmazsa katlandığı <strong>yıllık</strong> <strong>maliyeti</strong> gösterir.

        Karar Değişkeni: Müşteri Tipi

        İşletmelerin kredili satış yapacakları müşterilerde aradıkları nitelikleri belirlemedir. Nitelikler yüksek tutarlarsa daha dar bir kitleye satış yaparlar. Bunun sonucunda ise, risk düşer fakat büyüme potansiyeli, satış hacmi ve kar da düşer. Eğer müşteri kalitesi düşük tutulursa alacakları tahsil edememe durumları ortaya çıkar.

        Müşterinin <strong>kredi değerliliğinin belirlenmesin-de temel faktör müşterilerin gelir durumu-dur.</strong>

        İşletmeler müşterileri hakkında bilgileri bu iş için kurulmuş özel şirketlerden, ticaret ve sanayi odalarından, ticaret birliklerinden, bankalardan, işletmenin finansal tablolarından, rakiplerden ve müşterilerle olan önceki ilişkilerinden öğrenebilir.

        <strong>Kredi değerliliği belirlenirken aşağıdaki koşullar incelenir:</strong>

        <strong>Karakter:</strong> Müşterinin borcunu geri ödeme niyetini gösterir. Kredi değerlemede bakılacak en önemli faktördür.

        <strong>Kapasite:</strong> Müşterinin borcunu geri ödeyebilme gücü olup olmadığını gös­terir.

        <strong>Teminatlar:</strong> Müşterilerden teminat alınmalıdır.

        <strong>Ekonominin ve Sektörün İçinde Bulunduğu Koşullar:</strong> Ekonominin içinde bulunduğu durum ya da gelecekte ekonomide yaşanacak gelişmelerin anal­iz edilmesidir. Kriz dönemlerinde müşterilerin ödeme kabiliyetleri zayıflayabilir.
        <h3>Kredi Riskini Belirleme Yöntemleri</h3>
        <strong> </strong>
        <ol>
        <li><strong>Kredi Puanlaması:</strong> Müşterilere ekonomik durumlarını gösteren sorular sorulmasıdır. Yüksek puan alınıyorsa kredi verilir. Kolay uygulanabilen ve ucuz olan bir yön­temidir.</li>
        <li><strong>Çoklu Diskriminant Analizi:</strong> Edward Altman geliştirmiştir. İflas eden işletmelerdeki finansal oranlar kullanılmış, sonuçlar birer katsayı ile çarpılarak Z sonucu bulunmuştur.</li>
        </ol>
        <strong> </strong>

        <strong> </strong>

        <strong>
        </strong> <strong> <img class=”alignnone” src=”http://acikogretimx.com/resimler/konu_anlatimlari/finansalyonetim/image079.png” alt=”” width=”302″ height=”104″ /></strong>
        <h3>Karar Değişkeni: Tahsilât Çabaları</h3>
        Alacakların vadesi uzadıkça ödenmeme olasılığı artar. Alacakların kontrolünde buna önem verilmeli ve vadesi geçmiş alacakların ayıklanması gerekir. Alacakların kontrolünde oran analizinden ve yaş çizelgesinden yararlanılır.

        Oran analizinde; finans yöneticisi ortalama tahsilât dönemi, alacaklar / toplam varlıklar, alacak devir hızı, şüpheli alacaklar / satışlar oranını inceler ve alacakların kontrol altında olup olmadığını belirler.

        Alacakların yaş çizelgesi ise;
        <table border=”0″ cellspacing=”0″ cellpadding=”0″>
        <tbody>
        <tr>
        <td width=”142″ valign=”top”><em><span style=”text-decoration: underline;”>Alacakların Vadesi</span></em></td>
        <td width=”76″ valign=”top”><em><span style=”text-decoration: underline;”>Tutar</span></em></td>
        <td width=”47″ valign=”top”><em><span style=”text-decoration: underline;”>Oranı</span></em></td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”142″ valign=”top”>0-30 gün</td>
        <td width=”76″ valign=”top”>7.500 TL</td>
        <td width=”47″ valign=”top”>%60</td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”142″ valign=”top”>31-60 gün</td>
        <td width=”76″ valign=”top”>1.250 TL</td>
        <td width=”47″ valign=”top”>%10</td>
        </tr>
        <tr>
        <td width=”142″ valign=”top”>61 +</td>
        <td width=”76″ valign=”top”>3.750 TL</td>
        <td width=”47″ valign=”top”>%30</td>
        </tr>
        </tbody></table>
        şeklinde bir tablo halindedir.
        <h2>Kredi Politikası Değişiklikleri</h2>
        Kredi politikası esnekleştiğinde, işletmenin satışları ve karları artar. Tahsil edile­meyen alacakların oranı artar. Alacaklara ve stoklara ek fonlar bağlanır ve ek maliyet oluşur.

        <strong>Kredi politikasında 3 tür değişiklik yapılabilir:</strong>

        <strong> </strong>
        <ol>
        <li><strong> </strong>Müşterilerin risk sınıfı değiştirilebilir<strong> </strong></li>
        <li><strong> </strong>Tahsilat süreli değiştirilebilir<strong> </strong></li>
        <li><strong> </strong>Iskonto şartlarının değiştirilebilmesi<strong> </strong></li>
        </ol>
        <strong>
        </strong>
        <h1>Stok Yönetimi</h1>
        İşletmenin normal faaliyetlerini yürütmek için yürütebilmek için satmak üzere ürettiği ya da satın aldığı varlıkların kontrolüne stok yönetimi denir. Stok yönetiminin <strong>amacı, işletmenin karlılığını arttırmak için tüm stok maliyetlerini minimuma indirecek stok seviyesini belirlemektir</strong>. İmalat işletmelerinde stok yönetimi önemli iken hizmet sektöründe ise daha az önemlidir.
        <h2>Stok Türleri ve Bulundurma Amaçları</h2>
        <strong>Hammadde Stokları:</strong> İşletmenin üretimini gerçekleştirebilmek için diğer işletmelerden satın aldığı temel maddelerdir. Hammadde stoku tutulmasının amacı üretim aksamasını önlemektir.

        <strong>Hammadde Stoku Bulundurmayı Etkilen Faktörler:</strong>

        <strong> </strong>
        <ul>
        <li>Gelecek dönemde üretimi planlanan ürün miktarı</li>
        <li>Üretimin mevsimlik oluşu</li>
        <li>Üretimin hammadde yokluğu nedeniyle, gelecek dönemlerde kesintiye uğramaması için bulundurulması gereken emniyet stoku</li>
        <li>Büyük alımlarda sağlanan stoklar nedeniyle yapılan tasarruflar</li>
        <li>Hammaddede Fiyatlarındaki gelişmeler hakkındaki bekleyişler</li>
        <li>Hammaddenin stokta bekleme dayanıklılığı</li>
        <li>Stok bulundurma maliyeti</li>
        <li>Finansman imkânlarının çokluğu ve maliyeti</li>
        <li>İşletmenin depolama kapasitesi</li>
        <li>Hammaddenin sağlandığı kaynak sayısı</li>
        </ul>
        <strong>Yarı Mamul Stokları: </strong>Yarı mamuller, henüz kullanılmaya hazır hale gelmemiş fakat üretim sürecine katılmış ve kısmen bitmiş mallardır.

        Karmaşık ve uzun süreli üretim süreci olan işletmeler yarı mamul stoklarına daha fazla önem verir. Amacı üretimdeki bir aksamadan diğer faaliyetlerin etkilenmesini önlemektir.

        <strong>Yarı mamul stokları bulundurmayı etkileyen faktörler:</strong>

        <strong> </strong>
        <ul>
        <li>İmalat sürecinin teknik niteliği ve uzunluğu</li>
        <li>İmalat sırasında yaratılan katma değer</li>
        <li>Üretim faaliyetinin sürekliliği</li>
        <li>Üretim miktarı</li>
        <li>Yarı mamullerin başka işletmelere yaptırılamaması</li>
        <li>Mamul Stokları</li>
        </ul>
        <strong>Mamul stokları:</strong> Üretimi tamamlanmış stoklardır.

        Mamul stoku tutmanın amacı üretim ile satış faaliyetleri arasında eşgüdümü sağlamaktır.

        <strong>Mamul Stoku Bulundurmayı Etkileyen Faktörler:</strong>

        <strong> </strong>
        <ul>
        <li>Satış hacmi – Talebin yapısı – Piyasadaki rekabet</li>
        <li>Satış bölgelerinin çeşitliliği</li>
        <li>Dağıtım kanallarının yapısı ve çeşitliliği</li>
        <li>Üretimin sipariş veya piyasa için yapılması</li>
        <li>Mamulün fiziki özellikleri – Üretimin çeşitliliği</li>
        <li>İşgücü yetersizliği veya grev beklentisine karşı korunmak</li>
        <li>Stok bulundurmanın maliyeti</li>
        <li>Stok bulundurma ve bulundurmama riskleri</li>
        </ul>
        <h2>Stok Maliyetleri</h2>
        <strong>Stok Fiyatları:</strong> Stokların temel maliyet unsurudur.

        <strong>Stok Tedarik Maliyeti:</strong> Malların tedariki ile ilgili olarak ödenen ücretlerdir.

        <strong>Stok Bulundurma Maliyeti:</strong> Bulundurulan stok miktarına bağlı olarak değişen, stok miktarı arttıkça artan, azaldıkça azalan bir maliyet türüdür.

        <strong>Stok Bulundurmama Maliyeti:</strong> Stok yetersizliği nedeniyle üretimde olabilecek aksamaların maliyetleridir.
        <h2>Stok Yönetim Teknikler</h2>
        Etkin bir stok yönetiminin önemi, stoklara yapılan yatırımın büyüklüğü ile doğrudan ilişkilidir.

        Stoklara yapılacak yatırımı kontrol etmek için yönetim iki problemi çözmek zorun­dadır. Bunlar <strong>sipariş miktarı problemi</strong> ve <strong>sipariş noktası problemidir</strong>. <strong> </strong>
        <h3><strong> </strong><strong>Sipariş Miktarı Problemi</strong></h3>
        Stokların beklenen kullanım, taşıma ve sipariş maliyetlerini de dikkate alarak optimal (en uygun) sipariş miktarını belirlemeye yöneliktir. İşletmenin ekonomik sipariş miktarını (ESM) belirlemeye çalışır.

        <img class=”alignnone” src=”http://acikogretimx.com/resimler/konu_anlatimlari/finansalyonetim/image080.png” alt=”” width=”296″ height=”188″ />

        ESM, toplam stok maliyetlerini minimize edecek sipariş miktarını bulmaya yönelik çalışmalardır.
        <table border=”1″ cellspacing=”0″ cellpadding=”0″>
        <tbody>
        <tr>
        <td>ESM=\sqrt\dfrac{2xSxO}{C}</td>
        </tr>
        </tbody></table>
        ESM :    Ekonomik Sipariş Miktarı

        S     :    Toplam Talep

        O     :    Sipariş Maliyeti

        C     :    Bulundurma Maliyeti

        Örneğin, işletmenin planladığı dönem içerisinde 500 birim stoka ihtiyaç olduğunu, sipariş maliyetlerinin 200.000 TL ve bulundurma maliyetlerinin 20.000 TL olduğunu varsayalım.

        Bu durumda ekonomik sipariş miktarı:

        ESM=\sqrt\dfrac{2x500x200.000}{20.000}Birim olur.

        İşletme siparişlerini 100’er birim verirse, toplam stok maliyetleri­ en azdır. <strong> </strong>
        <h3><strong>Sipariş Noktası Problemi</strong></h3>
        <strong> </strong>Stokların sipariş edilmesi ile işlet­meye teslim edilmesine kadar geçecek zamanda beklenmedik, olağan olmayan stok ihtiyaçları için işletmeler güvenlik stoku bulundururlar. Güvenlik stokunun ne kadar olması gerektiği sipariş noktası problem­ini ortaya çıkarır.

        Uygun sipariş noktasının belirlenmesinde 2 faktör önemlidir;
        <ul>
        <li>Stokların sağlanması ya da teslim zamanı</li>
        <li>İstenen güvenlik stok düzeyi</li>
        </ul>
        <table border=”0″ cellspacing=”0″ cellpadding=”0″>
        <tbody>
        <tr>
        <td width=”76″>
        <p align=”center”><strong>Sipariş stok noktası</strong></p>
        </td>
        <td width=”28″>
        <p align=”center”>=</p>
        </td>
        <td width=”76″>
        <p align=”center”>Teslim zamanı stoku</p>
        </td>
        <td width=”32″>
        <p align=”center”>+</p>
        </td>
        <td width=”67″>
        <p align=”center”>Güvenlik stoku</p>
        </td>
        </tr>
        </tbody></table>
        <strong>
        </strong>
        <h2>Stok Değerleme Yöntemleri</h2>
        <ol>
        <li><strong>Belirli İş Partilerine Göre Değerlendirme Yöntemi:</strong> Satın alınan stokların, üretilecek belirli hizmetlerle ilgili olarak stoklanmasıdır. Bu yöntem daha çok, özel müşteri siparişlerini karşılamak için alman hammadde ve malzemelere uygulanır.</li>
        <li><strong>Ortalama Maliyet Yöntemleri:</strong> Piyasa fiyatları sabit oranlarla ya da sık sık değiştiğinde hammadde malzeme genellikle küçük hacimli ve düşük maliyetli birim­lerden oluştuklarında ve imalata da küçük miktarlar halinde gönderildiklerinde bu yöntem yararlı sonuçlar sağlar. Ortalama maliyet yönteminin tartılı ortalama ve hareketli ortalama olmak üzere en çok uygulanan 2 türü vardır.</li>
        <li><strong>İlk Giren İlk Çıkar Yöntemi (FİFO):</strong> Üretime sevk edilen stokların ilk satın alma partisinden yapıldığı varsayımına dayanır. Enflasyonist ortamda karı daha fazlalaştırdığı için tercih edilmeyen bir yöntemdir. İlk alınan stokların maliyet bedeli ile fiyatlandırılması esasına dayanır. Maliyetler eski fiyatlara göre hesaplanır. Satılan malın fiyatı artarsa kar artar bu ise vergiyi artırır.</li>
        <li><strong>Son Giren İlk Çıkar Yöntemi (LİFO):</strong> Bu yöntemde imalata gönderilen hammadde ve malzemeler en son satın alma partisinin alış maliyetiyle değerlendirilir. Enflasyonist ortamda karı daha az gösterdiği için tercih edilen yöntemdir.</li>
        <li><strong>Standart Maliyet Yöntemi:</strong> Stoklar üretime sevk edilirken, daha önceden bil­imsel araştırmalara dayalı olarak belirlenen standart maliyetlere dayalı olarak değerlenerek fiyatlanılır.</li>
        <li><strong>Piyasa Fiyatı Yöntemi: </strong>Bu yöntemde üretimde kullanılan stokların değerlen­mesi, üretime sevk edildikleri günün piyasa fiyatları ile yapılmaktadır.</li>
        </ol>
        <strong> </strong>

        <strong>
        </strong>
        <h2>Stok Kontrol Yöntemleri</h2>
        <strong> </strong>

        <strong> </strong>
        <ol>
        <li><strong>Gözle Kontrol Yöntemi: </strong>Stokların gözden geçirilmesi ile gerçekleştirilir.</li>
        <li><strong>ABC Yöntemi: </strong>A sınıfındaki stoklar fiyatı pahalı olan C sınıfı ise fiyatı ucuz olan stoklardır. B sınıfı ise A ve C arasında kalan stoklardır.A sınıf stoklar özel güvenlikli depolarda saklanır.</li>
        <li><strong>Sabit Sipariş Süresi Yöntemi:</strong> Her stok türü için maksimum stok düzeyi belirlendikten sonra, stokların siparişi için belirli bir sabit süre belirlenir. Sürelerin bitiminde eksilen stok seviyeleri maksimum stok düzeyine kadar sipariş verilerek tanımlanır.</li>
        <li><strong>Sabit Sipariş Miktarı Yöntemi: </strong>Bu yöntem sabit sipariş süresi yönteminin tersi olarak düşünülmüştür. Yöntemde stoklar belirli bir düzeye düştüğünde önceden belirlenmiş ve stok maliyetlerini en alt düzeyde tutacak bir miktar sipariş edilir.</li>
        <li><strong>Malzeme İhtiyaç Planlaması (MİP):</strong> Amacı tüm stok türleri bazında dönemler itibariyle brüt ve net stok ihtiyaçlarının belirlen­mesi ve tüm stok yöntemi için gerçekçi bilgilerin üretilmesidir.</li>
        <li><strong>Stoksuz Malzeme Yönetim (JIT) Sistemi: </strong>Toplam kalite yönetimini uygulayan işletmeler tarafından kullanılmaktadır. Çok hızlı ve güvenilir ulaştırmanın olması mükemmel bir işbirliği sağlanmış az sayıda satıcıdan yüksek kalitede ürünün küçük partiler halinde ve tam zamanında teslim alınmasına dayanır. Japonların bulduğu bir yöntemdir.<strong> </strong></li>
        <li><strong> </strong><strong>Barkod Sistemi:</strong> Bir ürünün hangi ülkede hangi işletmelerde üretildiği ya da ambalajlandığını gösteren malın cinsini ve özellikleri­ni tanımlayan uluslararası kurallara göre belirlenmiş ince ve kalın <strong>birbirine paralel düşey çizgi ve boşluklardan oluşan bir tanımlama sistemidir</strong>.<strong> </strong></li>
        </ol>