• дать объявление бесплатно
  • second hand
  • рынок Барабашово цены
  • офис земля
  • How to TV
  • Finansal – Ünite 14

    Ünite 14- Sermaye Yapısı

    İşletme faaliyetlerinin finansmanında kullanılan borç ve özsermayenin bileşimine sermaye yapısı denir.

    Hedef Sermaye Yapısı: Risk ve getiri oranlan arasında denge kuran, sermaye maliyetini en aza indirmeye çalışan ve bu şekilde işletmenin hisse senedi fiyatını (piyasa değerini) maksimize eden yapıdır.

    İşletmelerin sermaye yapısını etkileyen dört temel faktör bulunur:

    • İşletmenin risk düzeyi
    • İşletmenin vergi durumu
    • Finansal esneklik
    • İşletmenin saldırgan ya da tutucu yapısı

    İşletme Riski

    İşletme riski, varlıklar üzerinden gelecekte sağlanacak gelirlerin belirsizliği veya işletmenin borç kullanmadığı durumlarda özsermaye üzerinden sağlanacak getirinin belirsizliğidir.

    İşletme riskini etkileyen faktörler:

    Talepteki (Satışlardaki) Değişmeler: Talepteki artışlar işletmenin riskini azaltır.

    Satış fiyatlarındaki Değişmeler: Fiyatlardaki değişmelerin sürekli ve yüksek olduğu pazarlara satış yapan işletmeler, fiyatları tam ayarlayamazlar ise işletme riskleri yükselebilir.

    Girdi Fiyatlarındaki Değişmeler: Girdi fiyatlarındaki değişmelerin yüksek olduğu işletmelerde, işletmenin risk derecesi de yüksek olur.

    Faaliyet Kaldıracının Yüksek Olması: Sabit maliyetleri yüksek olan işletmelerde talepteki küçük bir azalma işletmenin riskini artırır.

    Finansal Risk

    Bir işletmenin borç kullandığı ya da imtiyazlı hisse senedi çıkardığı durumda ortaya çıkan risk türüdür. Eğer işletmenin sermaye yapısı oluşturulurken borç kullanılmamış ise finansal riskten söz edilmez.


    Hedef Sermaye Yapısına Karar Verme

    İşletmeler sermaye yapılarında borca ağırlık vererek özsermaye karlılığını artırabilirler. Ancak işletmenin borcu yani finansal kaldıracı arttıkça, buna bağlı olarak finansal riski de artacak ve bu da işletmenin hisse senetlerinin piyasa değerini olumsuz etkileyecektir.

    İşletmeler borçla finansman ya da özsermaye ile finansman karlılıkları birbirine eşit oluncaya kadar sermaye yapılarını değiştirirler. Borçla finansmanın ve özsermaye ile finansmanın birbirine eşit olduğu nokta işletmenin hedef sermaye yapısıdır.

    İşletmeler borçla finansman ile özsermaye ve finansman seçeneklerini değerlendirirken aşağıdaki analiz tekniğini kullanabilirler.

    Faiz ve Vergi Öncesi Kar – Hisse Başı Kar (FVÖK – HBK) Analizi

    Bunu bir örnek ile açıklayalım.

    Örnek: Nominal değeri 1 TL den dolaşımda 15.000 adet hisse senedi bulunan Açıköğretim AŞ, 5.000 TL paraya ihtiyaç duymaktadır. Önünde;

    a) %25 faizli uzun vadeli kredi almak.

    b) 1 TL den 5.000 hisse senedi ihraç etmek.

    Seçenekleri vardır. Bu işletmenin Faiz ve vergi öncesi karı 2.000 TL ve vergi oranı %40 olduğuna göre hangisi daha avantajlıdır?

    Finansman Alternatifleri

    a) Kredi

    b) H.Senedi

    FVÖK

    2.000 TL

    2.000 TL

    Faiz

    400 TL

    Vergi Öncesi Kar

    1.600 TL

    2.000 TL

    Vergi (%40)

    (640) TL

    (800) TL

    Vergi Sonrası Kar

    960 TL

    1.200 TL

    Hisse senedi sayısı

    15.000 adet

    20.000 adet

    Hisse başına kar

    6,4 kuruş

    6 kuruş

    Tablodan da anlaşıldığı üzere eğer kredi almak yoluyla 5.000 TL lik bu finansman ihtiyacını karşılarsa Açıköğretim AŞ’nin piyasa değeri artıracağı için daha avantajlıdır.


    Sermaye Yapısını Açıklayan Teorik Yaklaşımlar

    1.    Net Gelir Yaklaşımı

    Net gelir yaklaşımı kaldıraç faktörünün etkisini en aşırı biçimde dikkate alan yaklaşımdır. Hem işletmenin toplam sermaye maliyetinin hem de piyasa değerinin, borç / özser­maye oranından etkileneceğini savunur.

    Net gelir yaklaşımı varsayım olarak, tüm sermaye bileşimleri içinde, her bir kaynağın maliyetinin değişmediğini ve borçlanma maliyetinin özsermaye maliyetinden düşük olduğunu kabul eder. Borçlar toplam kaynaklar içinde ne kadar fazla olursa, işletmenin piyasa değeri o kadar yüksek olur.

    Net gelir yaklaşımında, borçlanmanın işletmenin finansal riskini artıracağı ve yeni borçların maliyetinin yükseleceği ve bununla birlikte özsermaye koyan­ların (ortakların) daha yüksek bir getiri isteyecekleri dikkate alınmamaktadır.

    2.    Net Faaliyet Geliri Yaklaşımı

    İşletmenin ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin, borçların ve dolaşımdaki hisse senetlerinin değerinin, kullanılan kaldıraç oranından bağımsız olduğu kabul edilir. Net faaliyet geliri yaklaşımı, borçların maliyetinin tüm borç/özsermaye bileşimlerinde aynı olduğu varsayımına dayanır.

    Net faaliyet geliri yaklaşımı, borçlanma düzeyinin yükselmesi sonucunda borçlanma maliyetinin aynı kaldığını kabul etmesi yani finansal risk düzeyinin değişmeyeceğini söylemesi en önemli eksikliğidir.

    3.    Geleneksel Yaklaşım

    İşletmeler açısından tek bir optimal sermaye yapısı vardır ve işletmeler finansal kaldıraç derecesinden faydalanarak ağırlıklı ortalama sermaye faaliyet­lerini düşürerek, piyasa değerlerini yükseltebilirler.

    İşletmeleri optimal sermaye yapısına ulaşıncaya kadar borçlanmalıdır. Bu noktada işletmenin borçlanma maliyetleri ile özsermaye ile finansmanın maliyetleri birbirine eşit olacaktır. İşletme bu noktayı korumalıdır.

    4.    Modigliani-Miller Yaklaşımı

    Finansal kaldıraç derecesi ne olursa olsun işletmenin sermaye maliyetinin değişmeyeceğini savunur. Modigliani-Miller’in dayandığı temel varsayım arbitrajdır. Arbitraj aynı menkul kıymetin değişik piyasalardaki fiyat farklarından yararlanmak üzere bir piyasadan alınıp diğerine satılmasıdır. Arbitraj sonucu piyasalar arasındaki fiyat farkları dengelenir.

    Modigliani-Miller varsayımları

    • Yatırımcılar menkul kıymetleri alıp satmada herhangi bir alım satım masrafı ile karşılaşmaz.
    • Piyasada satın alınacak yeterli miktarda menkul kıymet ve bunları satın alacak yeterli sayıda yatırımcı bulunur.
    • Sermaye piyasaları ile ilgili tüm bilgiler bedelsiz olarak tasarruf sahiplerine sağlanmakta ve tasarruf sahipleri akılcı davranabilmektedir.
    • Bütün yatırımcılar aynı maliyet üzerinden borç alıp vermektedir.
    • Gelir üzerinden vergi alınmamaktadır.

    Modigliani-Miller aynı risk grubunda bulunan işletmelerin karları aynı ise piyasa değerlerinin de eşit olacağını varsayar. Kaynak bileşimini değiştirerek işletmenin sermaye maliyetini düşürmek dolayısıyla piyasa değeri yükseltmek mümkün değildir.

    Sermaye Yapısını Etkileyen Diğer Faktörler

    • Genel ekonomik durum
    • Endüstrinin genel durumu
    • İşletmenin özellikleri
    • İşletmelerin hukuki yapıları
    • Büyüklükleri
    • Aktiflerinin dağılımı
    • Büyüme arzusu, yöneticilerin risk alma dereceleri
    • Kredi değerlilikleri sermaye yapısını etkiler.

    İşletmelerin optimal sermaye yapısını bozan unsurlar ;

    • Özsermaye artışının gerçekleştirilmesi
    • Finansal kaldıraçtan yararlanma isteği
    • Borçlanmanın vergi tasarrufu etkisi ve daha kolay olması
    • Yeni ortak almama isteği
    • Enflasyon
    • Hızlı büyüme isteği
    • Gelecekle ilgili tahminlerin yanlışlığı
    • İzlenen faiz ve kur politikaları